Gölge Gününün Azabı.pdf

Gölge Gününün Azabı

Fırat Mehmet Eroğlu


Hayata, ölümlülük duygusunu yanından eksik etmeden bakmak, hayatı kendince anlamlı kılmanın yollarından biridir. Öte yandan, hayatı derinlemesine yaşamak ise epey bir bedel istiyor. Bu yolda hayatı yeniden bulmak kadar yeniden kaybetmek de var. Şiddetin bir yaşam biçimi olduğu, varlıkların telef olduğu, sürekli ağıtların yakıldığı, cenaze marşlarının çalındığı bir ülkede insan nereye kadar yolculuk yapabilir? Böylesi bir yolculukta, insanlara ahlakın ve erdemin resimlerini göstermek hayatın gidişatına müdahil olan bir eylemcinin omuzlarına binen yükten daha az değildir herhalde.

Eroğlu, bu noktada tam anlamıyla bir müdahil olmasa bile, insana ve yaşama dair tespitlerin felsefesini yapmadan, insanın içini acıtan bu durumları, ölümle barışık bir şekilde, yüreği yettiğince kendi penceresinden görüntüleyerek ve görüntüler üzerinde kendi yaptığı okumalarla birlikte gösteriyor. Dikkatli gözlemler yaparak elde ettiği görüntüleri çeşitli çağrışımlarla besledikten sonra bileşimci sonuçlara yönelten özgün yapılar kuruyor. O, bir tür Görüntü Kovalama Hastalığı diyor bu yaptığına. Ahmet Haşim de çıktığı gezilerden sonra yazdığı denemeleri, Olağanüstülükler Avı olarak tanımlamamış mıydı!...

Eroğlunun Gölge Gününün Azabı ve Ateşin Gül Serinliği adlı bu yapıtında, anlatıları kendi hayatının olguları gibi görünse de, çoğunda deneyime dönüşmüş, anımsanabilecek bir yan bulunabiliyor.

Olayları olduğu gibi anlatmak yerine, o olaylardan bilinçaltında kalan bir izi yeniden canlandırmak amacıyla çeşitli imgeler çıkararak ve de olaylar arası simgesel iç bağlantılarla yansıtmayı deniyor.

Yer ve zaman gözetmeden karşılaştığı olayları ve olguları bir tür iç monolog haline getirmek, hayatı dert etmek anlamına gelmez mi? Bu etkinliği, ancak kendiyle sohbet etmeyi becerebilen kişiler yapabilir. Hayatlarını teşrih masasına yatırıp inceleyen ve bu hayattan elde ettiklerini deneyime dönüştürmeyi bilen sadece onlardır. Yani tanık olduğu insan ilişkilerini, yaşanmış hayatları deneyime dönüştürecek yazma içgüdüsü bir tek onlarda vardır. İçinde biriktirdikleri hikâyeleri birer vakayiname haline getirip, hayat nosyonu bağlamında üstlenmiş oldukları yazma eylemiyle okura ulaştırmaya çalışmaları, işte bu gerçekliği ifade eder. Çünkü kendiyle konuşmaya yeterli zaman ayırmayan günümüz insanlarının, yaşadıkları hayatın gerçekleri karşısında başka dünyaların hayalini kuracak kadar geleceği sezmeye pek vakit ayırmadıkları biliniyor.

O. Günay



Sayfa Sayısı: 408

Baskı Yılı: 2012


Dili: Türkçe
Yayınevi: Kurgu Kültür

Sonunda gölge gününün azabı onları yakaladı; gerçekten o büyük bir günün azabı idi! Seyyid Kutub Seyyid Kutub: Eykeliler, Şuayb’i yalanladılar. Bunun üzerine «Yakar bulut günü» nün azabı yakalarına yapıştı. O gerçekten müthiş bir günün azabı idi.

1.96 MB Dosya boyutu
9786055295141 ISBN
Gratis FİYAT

Teknoloji

PC e Mac

E-Kitabı indirdikten hemen sonra tarayıcınızda "Şimdi Oku" aracılığıyla veya ücretsiz Adobe Digital Editions okuma yazılımıyla okuyun.

iOS & Android

Tabletler ve akıllı telefonlar için: ücretsiz tolino okuyucu uygulamamız

eBook Reader

EKitabı doğrudan www.mtisanaturalbeauty.com.au mağazasındaki okuyucuya indirin veya ücretsiz Sony READER FOR PC / Mac veya Adobe Digital Editions yazılımıyla aktarın.

Reader

Otomatik senkronizasyondan sonra, okuyucuda e-Kitapları açın veya ücretsiz Adobe Digital Editions yazılımını kullanarak tolino cihazınıza manuel olarak aktarın.